27 Ağustos 2009 Perşembe

RAMAZAN



RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA!


Belki ramazan, ilgi duyanlar için fiziksel yönden bazı zorlukları beraberinde getirmişse de ruhsal yönden insanı eğiterek, İnsanı olgunlaşmaya doğru götüren malzemelerden birini oluşturmaktadır.

2/183- Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız. 

Allah kendisini veli edinen kullarını, asıl yaratılışının gayesi olan kulluğa ve arkasından yapmış olduğu güzel davranışlar sonucu, ebedi bir saadete sağ salim götürmek istemektedir. İşte insanın bu kulluğunu engellemek için insanın denenmesine vesile olan, iblis ve şeytanı, musallat ederek, onlardan koruyan bir takım, namaz oruç, infak zekat sabır, Takva, zırhlarıyla iman edenleri koruma altına almıştır. 

Bu Olayı kavrayamayan bazı kimseler, bu zırhları kuşanmaları, onlara ağır gelmektedir. “Eşeğin semeri kendisine yük olmaz diye bir söz vardır.” Eşek o semerle kendisine düşen görevi icra edebilmektedir. Veya sıcak ve yağmurlu günlerde üzerine yük olur diye, şemsiye almayan birisi sıcağın ve yağmurun azizliğine uğrar. Tembellikten dolayı Yüzme eğitimini almamış bir kişi denize ve nehre düştüğü zaman boğulur. 

Tohumu,toprağa ektiği zaman gereği gibi onunla ilgilenmeyen bir kimse aç kalır. İşte aynen onun gibi Dünya hayatında doğru bir yolda yürüyerek ahret alemini kazanmak isteyenlerin o zırhlara bürünerek, bazı bedeller ödemesi, veya bazı zahmetlere katlanması gerekmektedir.

Tıp İlmi o konuda uzmanların anlattıklarına göre insanın sık sık fakat az yemesini önermektedir. Oruç, belki fiziksel açıdan insanlara zarar gibi gözükebilir ama, ruhsal yönden insanı terbiye etmesi yanında çok basit kalır. Kelimeleri yerine oturtmak gerekir. Sağlıklı insanların Allah oruç tutmasını şart koşmaktadır. Sağlıkları yerinde olmayan ve bazı mazeretleri olanların, bu bedeli başka şekilde telafi etmeleri gerektiğini emretmektedir.

2/184- (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Allah’ın evrene koyduğu yasalara baktığımız zaman ilgi duyduğumuz kadar evrenden bize cevap gelmektedir. O Yüksek makamlara gelmiş insanlar, o makamlara gökten bir mucize ile oraya gelmediler, işlerinde gereği gibi çalışarak, yoğunlaşarak ve konsantre olarak o mevkileri elde ettiler. Hangi insan bir işine gereği gibi sarıldı da onu başaramadı.? İşte Allah'ın,

17/18- Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

17/19- Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.” 

Allah, insanların göstermiş oldukları çabaya göre karşılık vermektedir. Sen Allah için ne yaparsan Allah sana duyarsız kalmaz, seni istediğin şeylere karşı ağır ağır adımlarla oraya yaklaştırır. Bu ister rahman yoluna gidenler için olsun, isterse şeytan yoluna gidenler için olsun. 

Kötülük gittikçe bir süreç içerisinde insanları şeytanlığa kadar götürdüğü gibi, yapılan her iyilik de insanları olgun hallere taşımaktadır. Aynı insandan hem firavun ebucehil olduğu gibi aynı insandan evliyalar peygamberler de olmaktadır. Bunlar kendilerini yönlendirme sonucunda olmaktadırlar. Her iyilik yanına başka iyilikleri sürükleyerek daha çok iyiliklere, Her kötülük de kötülükle  başka kötülükleri de ekleyerek daha çok kötülüklere insanları götürür.

Bu sebeple Allah'ın şekillenmiş olunan hayat namazları insanın bir bedel ödeyerek sabah güneş doğmadan kalkıp Allah ile muhabbet etmesini Allah herhalde boş çevirmeyecek onun sohbetine cevap verecektir. İslam ülkeleri, Yanlış bir din Anlayışından kurtulup, doğru bir dini hem söylem olarak anlayıp hem de bu anladıklarını doğru olarak hayatlarına pratize etmedikleri sürece, Küfrün hegemonyasından asla kurtulamazlar. Bu İmaj değişmelidir. Demek ki bu din anlayışı doğru değil, yanlış anlama, yanlış yorumu ve yanlış eylemi getirir. o da insanları felakete götürür.

Eğer, Allah'ın, insanlara vermiş olduğu emirleri özünden kavrayıp, fiiliyata götürmüş olsalardı Asla dünya Müslümanları bu halde rezil rüsva olmayacaktı. Tespih etmeyi, eline aldığı tespih tanelerini sayma yerine Allah'ın evrene koyduğu sırları çözüp teknolojide ileri gitme olarak anlamış olsalardı, İbadet ve kulluğu inzivaya çekilip bir lokma bir hırka anlayışından uzaklaşarak, Allah'ın ona vermiş olduğu görevleri icra edip dik duruşunu ve yanlışlara karşı kıyamını oluşturabilselerdi Müslümanlar, böylemi olacaklardı.?

Oruç Allah'ın insanlara ibadet olarak yapması gerekenlerden küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Dünya üzerindeki savaşların, kavgaların, zulümlerin, Açlıktan dolayı ölenlerin, adaletsizliklerin, tek nedeni, Allah'ın insanlar için koymuş olduğu yasaları çiğnemeler inden kaynaklanmaktadır. Dünya üzerinde Allah katında, bütün yaratılmış olan renkleriyle dilleriyle ırklarıyla cinsiyetleriyle farklılık oluşturan insanlar eşittir. Bir kul olarak hiç biri birine karşı üstünlüğü yoktur.

49/13- Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.

Buradaki farklı yaratılış, sadece farklı rollerle denemeden ibarettir. Allah'ın Üzerinde durmak istediği kötülüklerden yanlışlardan kendilerini arındırıp insanlara faydalı olabilmeyi ön plana çıkarmaktadır. Daha doğrusu Muttaki insan olmaktır. Allah katında sadece iyi insan kötü insan ayrımı vardır. Bir başka deyişle ödevini yerine getiren insan ödevini yerine getirmeyen insandır. 

Kişilerin Türk olması İngiliz olması Kürt olması Laz olması Çerkez olması, kendi elinde olmayan bir olgu olduğu gibi böyle oluşları Kendi ellerinde olmayan bir yaratılışıyla ilgilidir. Ve bundan dolayı Allah'ın yarattığı bir şeyle alay etmek veya bir başkası sadece yaratılışından dolayı kınanması hem insan fıtratının kabul etmeyeceği bir olay, hem de yaratan tarafından asla razı olunmayacak olan bir olgudur.

49/11- Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tövbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

Allah insanlara Dünya hayatında, verilmiş olan emirlerini yerine getirilmesiyle mükemmel bir insan olunabileceğini anlatmaktadır. Nasıl herhangi bir konudaki uzman o konu ile ilgili gerekli araştırmayı yapıp da doğru bir karar verdiğinde başarılı olabiliyorsa, Doğru karar verilmiş olan İslam anlayışı da insanları dünya hayatında başarılı kılacaktır.

Kuran'ın Orta namaz diye tanımladığı, yaşanması gereken Allah'ın tanımladığı hayat namazı olmadıkça şekillenmiş namazın hiçbir anlamı ve değeri yoktur.

2/177- Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve Muttaki olanlar da bunlardır.

Müslüman kelimesi dünya toplumlarının genelinde, Müslümanların yaşadığı hayat, kültürleri ve gelenekleridir. Dünya onları öyle tanımaktadır. Gerçekte ise Müslümanlık onların yaşadığı ve tanımladığı gibi değildir. Şu anda İslam toplumları, kendilerine gelen kitabı kendilerine geldiği gibi ayakta tutamadıklarından, yamuk olan bir hayatla karşı karşıya kalmışlardır. 

Bir adam hem namaz kılıp hem de içki kumar fuhuş, adaletsizlik sahtekârlık yapıyorsa, o kendi kendisini aldatıyor demektir. İslam toplumlarının içerisinde böyle şeyler oluyorsa inanılan dinin onun boğazından aşağıya gitmemiş demektir. Namazı ona fayda sağlamamış demektir. 

Namaz kişilerin kötülüklerden arınmış olmanın bir göstergesi olması gerekirken, eğer kötülüklerle beraber yaşanan bir hayatı varsa o namaz kılmıyor oruç tutmuyor demektir. Eğer ramazan insanların bir ay içinde tarif edilen zaman sürecinde helal olanları bile yapmamak ve yememek ise insanların ramazan dışında haramlardan kaçınarak, Allah'ın temiz kıldıklarını yemeleri ve yapmaları gerekmektedir.

Buraya kadar anlattıklarımızdan sonuç olarak diyebiliriz ki, ilahi emirler namaz oruç hac zekât. İnfak insanların anladıkları dinin ve yaşamın tezahürüdür. Yoksa yaşama götürülmeyen inancın Allah katında hiçbir anlam ve önemi yoktur. Namaz Yaşanan hayatla iç içedir. 

Düzgün yaşanmayan bir hayatın, arkasından kılınan namazın boş olduğu gibi, kılınan namazın arkasından da düzgün yaşanmayan bir hayatın da anlamı yoktur. Bu vesile ile ramazanın bütün, dünyada yeniden Kuran'ın sorgulanarak medeniyetin kaynağı olması hasebiyle, savaşsız zulümsüz,açların doyurulduğu yetimlerin öksüzlerin barındırıldığı, Allah'ın dışındaki tapınma serkeşliğinden, kendilerini arındırarak tek bir ümmet tek bir şeriat  haline gelmeleri dileğiyle!

Doğrularım Allah'a yanlışlarım ise bana aittir.

ALİ RIZA BORAZAN
MERSİN ANAMUR



Hiç yorum yok: