30 Nisan 2019 Salı

YARATAN VE YARATILAN VARLIKLARIN KONUMU;




İREM SOLAK,
İLAHİ RESMIN SON PARÇASI....
İnsanın üzerinden dehirden bir zaman geçmiştir ki o henüz anılmaya değer bir şey bile değildi ( İnsan Suresi 1.Ayet)
Herkese Selam,yine bir makale ile karşınızdayız.....
Bu aralar face sosyal medyadaki saçma sapan ve bilim ile hiç alakası olmayan melankolik-drama-komedi tiyatrosu tarzı Dini paylaşımlar dikkatimi çekti.Bunun sebebi insanlarımızın bilime karşı çok ilgisiz ve eğitimsiz olması,şunu hep deriz ben ve kardeşim; "Kuran'ın bazı ayetlerini anlamak için-ilim-bilim bilmek şarttır" çünkü Kuran bize öğüt almamız için bildirir Bilim ise somut şekilde detaylarıyla açıklayıp gözle ispatlar ve idrak eder öğüdü alır Tekrar İman ederiz....
Neyse konumuza döncek olursak,dünya üzerinde yapılan kazılar ve araştırmalar sonunda bulunan insan fosilleri insanlık tarihinin 300 bin yıla dayandığını söylüyor. Fakat bizler Adem dönemine gidersek sadece 20 bin yıl geriye gitmiş oluruz. Eğer bizler insanlık tarihinin Adem ile başladığını kabul görürsek bu ayete ters düşmüş oluruz. Çünkü Allah "yer yüzünde halife var edeceğim" demesiyle insan anılmaya değer bir varlık olmuştur. Fakat İnsan 1. ayet bizlere "insanların anılmaya değer bir varlık olmadan önce uzun yıllar geçtiğini söylüyor. Ayette geçen "dehr" cümlesi mana olarak "ilk vücuda geliş" demektir. Yani ayet bizlere "İnsanların ilk vücuda gediği anda henüz anılmaya layık bir canlı olmadığını bu değerin sonradan verildiğini açıkça söylüyor.
İnsanlara verilen bu değer ise Secde suresi 9. Ayetin belirttiği şekildedir "Sonra onu düzenli bir sekle sokup içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar gözler ve gönüller var etti. Siz pek az sükrediyorsunuz" işte bu andan itibaren Evrensel bir şuura mazhar olduk. Çünkü Allah insanlara kendi katından olan ilmini programlayarak insanı diğer varlıklardan üstün kılmıştır.
Kısaca insanoğlu alemlere üstün kılınıyor ve diğer varlıklardan bir farkımız oluyor. Artık namus onur şeref gibi kavramların sahibi oluyor düşünebiliyor fikir üretebiliyor icat edebiliyor doğada ki elementleri kaynakları kullanabiliyorduk. Çünkü melekler bizlere secde etmişlerdi eğer etmemiş olsalardı asla kullanamazdık. Ama etmeyen biri vardı oda şeytandı çünkü oyunun bir parçasıydı. Oyun ise 6236 parçalık Puzzeli bir araya getirmek ve resmi tamamlamaktı. Son parça Muhammed dönemin de yerine kondu. Şimdi bizlere düşen o resmi seyredip anlayıp idrak edip uygulamak.....
Sevgi ve bilgi kalın😊

ALİ RIZA BORAZAN

İrem hanım,
76/1. Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti.
76/2. Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören (biri) kıldık.
76/3. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
İnsan yaratılmadan önce, evrende Kur'an'ın ifadesine göre sadece melekler vardı. Bir kaç ayetle ayetle bunu açıklıyor.
33/72. Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. .
2/30. Hani Rabbin, Meleklere: 'Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. Onlar da: 'Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?' dediler. (Allah:) 'Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi.
İnsan var oluncaya kadar bilim adamlarının tespitine göre on üç milyar yedi yüz bin yıl geçtiği tahmin edilmektedir. Kur'an'a göre de insan oğlunun yaşam süresi de elli bin yıl olduğu bilinmektedir.
70/4. Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.
Vermiş olduğum ayet ve ayetlerden anlaşıldığı gibi yeryüzünde ve evrende en son yaratılan varlık insan olduğu anlaşılmaktadır.
O zaman melek ve insanı Kur'an'ın tanımladığı şekilde bir tanımlayarak olaya bir açıklık getirmeye çalışalım.
Melek; Kur'an'da yakalaşık olarak, doksan üç yerde melek kelimesi geçmektedir. Melekle ilgili bütün ayetleri harmanlayıp yorumladığımız zaman şöyle bir tanım ortaya çıkmaktadır.
Melek ; insanların fiziki ve psikolojik yapıları da dahil olmak üzere yeryüzünde ve kainatta zerreden küreye kadar yaratılmış olan varlıkların tümünü kapsamaktadır.
Allah her şeyi çift yaratmıştır.
51/49. Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.
O zaman evrende temel olarak iki varlık olduğu anlaşılmamaktadır. melekler ve insanlar. Bir başka ifadeyle birisi secde edilen varlık diğeri ise secde eden varlıktır.
Kur'an Melekleri de iki kısma ayırmaktadır. Birisi insanı kötülüğe davet etmektedir. Kur'aan buna iblis demektedir.
İnsanı bir de iyiliğe davet etmektedir. Kur'an buna takva demektedir. toplum dilinde bunun adı vicdan psikoloji dilinde de bunun adı içimizdeki baba veya üst benliktir.
Şimdide Kur'an'a göre insanın tanımını yapalım.
İnsan; hem iblis yönüne eğilimli hem de takva yönüne eğilimli nötr bir varlıktır.
İşte , İnsan iki teklif sunucu meleğin hangisinin teklifini tercih eder ve seçerse Kur'anda insanın karar verdiği yönde sıfatlar yüklenmektedir.
İnsan eğer iblisin teklifleri yönünde karar verirse ve yaşamını yasak ağaçtan nemalanarak sürdürürse Kur'an bu tip insanlara cin sıfatı yüklemiştir..
18/50. Hani meleklere: 'Adem'e secde edin' demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.
İblisin cinlerden olması, cinlerin iblisin insanda attığı tohumun yeşermesi veya iblisin teklifleri yönünde karar veren insanların cin olması anlamına gelmektedir..
O zaman Kur''an insanları da temel olarak iki kısma ayırmaktadır.
Birisi , İnsanın Öz içerisinde var olana takva meleğinin teklifleri yönünde karar verip yaşamını vahiylerle düzenleyen insanlardır. Kur'an bu yolda yürüyen insanlara Müslüman sıfatı yüklemektedir.
41/33. Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: 'Gerçekten ben müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kimdir?
Kur'an bir de, vahyin çerçevelediği yolun dışında blisin teklifiyle tercihini kullanıp Allah'ın yasaklamış olduğu şeylerle hayatını düzenleyen İnsanlarsa cin sıfatı yüklemiştir.
İşte Allah'ın insanlarsa ruhundan üfleyip yaratması bu anlaamı ifade etmektedir.
38/72-Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.'
Kur'an İnsana ruh üflenmesini iki aşamada ele almaktadır. Birisi ergenlik yaşına gelinceye kadar meleklik dönemidir. Bu döneme kadar insanda yol seçimi bulunmamaktadır. İşte Kur'an'ın cennet dediği dönem her çocuğun ergenlik yaşına gelinceye kadar ekmek elden su gölden yaşadığı günahsız ve sevapsız dönemdir.
Adem ne zaman ergenlik yaşına geldi işte o zaman ruh insana bir daha yüklenmektedir. İşte o dönem de insanın karşısınına iki seçenekli yol çıkarsak insan imtihan sahnesine adım atmaktadır. Birisi takvanın teklifleri yolunda yürüme seçeneği diğeri de iblisin teklifleri yönünde yürüme seçeneğidir.
İşte insana emanet o dönemde yüklenmektedir Takvanın teklifleri yönünde yürüyen vahiyler çerçevesinde hayatını düzenleyen insanlar kurtulmuş diğerleri yani iblisin teklifleri yönde yürüyen insanlar da kendini değiştirip düzeltmezlerse helak olmuşlardır.
doğrularım Allah'a yanlışlarım ise bana aittir.


19 Mart 2019 Salı

BİR KARDEŞİN BAKARA 62. AYET İLE İLGİLİ MAKALEME YAPTIĞI ELEŞTİRİLER VE CEVAPLARI;





Rahman Rahim Olan Allah’ın adıyla

Bakara 62. Ayette Yahudi ve Hristiyanların iman edenlerinin cennete gireceği yazar. Her Hristiyan İsa Tanrı’nın oğlu demez. Ünite yan Hristiyanları malagan Hristiyanları Descartes isac Newton İsa ya Tanrı Tanrı’nın oğlu diyeblere putperest der.

Ali Rıza Borazan;
Oktay kardeş, Ayette Yahudi ve Hristiyan olanların iman edenlerinin cennete gireceği yazmaz. Eğer onu doğu anlamak gerekirse Yahudi ve Hristiyan olanların Gerek kendilerine gelen peygamberlere gerekse son nebiye gelenlere iman eden ve Salih amel işleyenler Kur’an’da kurtuluşta olduğu belirtilmektedir.


Kur’an iman eden kelimesini genel anlamda bütün Müslüman olanlar için Kullanmış ama bakara altmış ikinci ayette Ümmi olanlardan iman eden anlamında kullanmıştır. Çünkü onlar babaları uyarılmamış gelen peygamberlere karşı kulaklarını tıkayan insanlardı.  Ama ehli kitap olanlara Kur’an İman edenler ifadesini değil ehli kitap ifadesini kullanmaktadır.

Demek ki Kitap ehli olan Yahudi ve Hristiyanlar kendilerine gelen vahiy orijinli Tevrat ve incili çiğnemişler hükümlerini ayaklar altına almışlardır.
2/91 Onlara: 'Allah'ın indirdiklerine iman edin' denildiğinde: 'Biz, bize indirilene iman ederiz' derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), ellerindeki (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: 'Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?'
Peki, Müslüman olanlara nasıl bir iman etmeleri isteniyor?

O zaman sana bir soru biz Allah’ın göndermiş olduğu peygamberlerden bir tanesine iman etmemiş olsaydık Allah bizi Müslüman sayar mıydı? Öyleyse Onlar da son nebiye iman etmiyorlarsa Allah da onları Müslüman saymıyor.
Yine uzun uzun tevillerle bakara 62 de yazanı yalanlıyorsunuz. Oysa Nisa 121 122 123. Ayetlerde cennet ne sizin ne kitap halkının kuruntularına göredir der.
Tevrat’ı yok saydığınız, mucizeleri de acayip acayip tevil etmeniZden anlayamayacağınız ayetler var.
Ali Rıza Borazan;
Vermiş olduğun ayetleri yazarak orada ne demek istediğini anlamaya çalışalım.





Bu ayette de İnkâr eden ve kitap ehli olanların profili çizilmektedir.
Yani inkâr edenlerin yolu da doğru değil Kitap ehli olanların yolu da doğru değildir. Doğru yol, Allah’ın resuller aracılığı ilen elen dindir. Kim resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim resulleri inkâr ederse ve onun sözlerine muhalefet ederse Allah’a muhalefet etmiş olur.

Harun’un kız kardeşi ifadesinin ne olduğunu Tevrat olmadan anlayamazsınız. Kohenler Harun soyundan ve erkek olmak zorundalar
Zekeriya Tevrat’a göre hem nebidir hem kohendir. Kohenler mabedde yiyecek içecek sunakları hazırlamakla görevlidir. İç yağlar Tevrat’a göre haramdır. Mabedde iç yağlar sunak olarak sunulur.

Ali Rıza borazan;
Kur’an’da hiçbir kelime hiçbir kelimenin yerine kullanılmamıştır. Kur’an’da bir tek Musa peygamberin kardeşi olarak geçer ondan başka geçmez.
7/150-  Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: 'Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?' dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) 'Annemin oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi), neredeyse beni öldürecektiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)' dedi.

O zaman, Tevrat olmasa biz onun Harun olduğunu anlayamayız demenin bir anlamı yoktur. Kur’an’ın Tevrat’ın bilgileriyle açıklanışını gösteren hiç bir ayet yoktur. Kur’an kendi sistemi içerisinde bunları açıklar.
Diğer bir husus da Allah Yahudilere Müslüman olanlara haram kıldığı hiçbir şeyi helal, Helal kıldığı hiçbir şeyi de haram kılmamıştır. İlgili ayetleri vereyim Kur’an onları nasıl açıklamış bir bakalım.

Allah Müslüman olanlara helal kılıp da Yahudi olanları bu hayvanları neden haram kılsın? Ayet içerisinde sorunun cevabı zaten verilmektedir.” 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.”
Kur’an’ın bu ifade konuşma dilidir. Yahudi olanlar Allah’tan gelen resullerin sözlerini dinlemedikleri için, Allah Onlara bahsedilen hayvanları haram kılmadığı halde onlar kendi kendilerine haram kılmışlardır. Nitekim başka bir ayette o açıklanmaktadır.
Ayrıca kuran kitap halkının iman edenleri ve küfredenleri diye ikiye ayırır. Her Hristiyan İsa’yı Tanrı’n oğlu yarı Tanrı kabul etmez hatta bunu söyleyenlere kafir der.
Ali Rıza Borazan
Evet, doğru Kur’an kitap ehlini iki kısma ayırır. Bunlardan birisi kitap ehli olup da Gelen resulü dinlediklerinde gözleri yaşlarla dolup hemen teslim olanlardır. Diğeri de inkâr eden ve küfredenlerdir.

5/82. Andolsun, insanlar içinde, müminlere en şiddetli düşman olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: 'Hristiyanlarız' diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.

5/83. Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: 'Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz.'

5/84. 'Hem Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize haktan gelene inanmayalım?'

Demek ki kitap ehlinden iman edenlere, Kur’an kitap ehli denmez onlara Müslüman der. Çünkü Kur’an, İnsanlık tarihinin başlangıcından bu tarafa Bütün peygamberlerin getirdiği dinin adı İslam teslim olanların adı da Müslümandır. Dilerseniz birkaç tane örnek verelim.
7/143- Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O'nunla konuşunca: 'Rabbim, bana göster, Seni göreyim' dedi. (Allah:) 'Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.' Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: 'Sen yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim' dedi.
6/163- Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O'nunla konuşunca: 'Rabbim, bana göster, Seni göreyim' dedi. (Allah:) 'Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.' Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: 'Sen yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim' dedi.
3/52- Nitekim İsa, onlarda inkârı sezince, dedi ki: 'Allah için bana yardım edecekler kimdir?' Havariler: 'Allah'ın yardımcıları biziz; biz Allah'a inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza şahit ol' dediler.
Konu ile ilgili genelleme olarak bir bilgi verecek olursak, önce şunu iyi anlamamız gerekir. Allah hiç Hristiyan sabi olun demiş mi? Zaten Yahudi’yim Hristiyan'ın demek Allah'ın gönderdiği bütün dinlere muhalefet etmek demektir. Hristiyan olanlar içerisinde eğer doğru yolda olanlar varsa onlar zaten Müslüman olanlardır Bakınız Hristiyan olup da onların ateş içerisinde olacağını Kur'an şöyle izah eder.
4/159. Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır..
Dikkat ederseniz ayette önemli bir konuya da dikkat çekmektedir. Yani bir insan ölüm anında Ahiret hayatında gidecek olduğu yeri bilmekte ve ona gösterilmektedir. İstersen bununla ilgili bir ayet daha vereyim.

10/90. Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): 'İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım' dedi.

Düşüne biliyor musun?Allah katında kabul görülecek olan söz ben Müslümanım demektir. Kur'an'a göre araştır. Müslüman olmayan hiç kimse cennete gidemeyecektir. Müslüman olmak da İnanç ve yaşamını vahye göre düzenleyen insan demektir.

6/162. De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.'

Dilersen bunları doğrulayan bir ayet daha vereyim.

7/157. Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.


Siz zannediyorsunuz ki Bu günkü insanların milattan sonra kendi elleri ile uydurup uydurup yazmış oldukları Tevrata ve incili Allah'ın orijinal ve Tevrat ve incili olarak var saymak tasınız.

Oysa ayette ifade edilen şudur. "Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; "

Bana söyler misiniz Bu iki kitapta son nebinin geleceğine iman eden bir tek Yahudi veya Hristiyan var mıdır. Veya elinizde bulunan Tevrat ve incilin hangi sayfasında bunlar yazılmaktadır. Asla bulamazsın.

Konumuz ile ilgili olan ayeti tekrar yazarak uzun bir anlatımdan sonra kaleme aldığım makalenin özetini aktırmaya çalışayım. çalışayım.

2/62. Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Hatta benzeri olan bir ayet daha vereyim.

5/68. De ki: 'Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz.' Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.

5/69. Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler ve Hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Demek ki kitap ehli olanlar, Allah'tan gelen hükümleri ayaklar altına almışlar ve Allah da onları eleştirmektedir.

Özet olarak Ayette şu mesaj verilmektedir. Bu tabi ki otuz sekiz yıllık Kur'an çalışmamın sonucunda edindiğim kanaattir.
1-İman edenlerle, Kelimesi ayette bütün iman edenleri bir anlayış olarak verse de, asıl o kelimenin anlatmak istediği anlam ayet içerisinde ümmi olanlardan İman edenleri kastetmektedir.
2- Yahudilerden; ifadesi; nebi ve resulün hicret ederek Medeni'ye geldiğinde Çoğunluk olarak Yahudi ve Hristiyan olanlar bulunmaktaydı. İşte onun için her iki din mensubunu ayrı ayrı dile getirerek onlardan iman edeleri kastetmektedir.

3-Sabiiler, Daha önce Müslüman olmayıp da değişik dini inançtı olanları kastetmektedir. Yıldıza tapanlar güneşe tapanlar. ateşe tapanlar ve sair dinde olanlardır.

Kur'an içerisinde geçen bütün ayetler de Müslüman olanların durumunu ortaya koyarken ayette şart koşulan gerekleri yerine getirme koşulu ile kurtuluşta olacağı anlatılmaktadır.

"Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Hatta benzeri olan bir ayet daha vereyim."

İşte övgü ile Allah'ın bahsettiği kelime Müslüman kelimesidir.

41/33. Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: 'Gerçekten ben müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kimdir?

İşte Kur'an bütünlüğünde geçen ve Allah'ın övgü ile bahsettiği kelime Müslüman kelimesidir Müslüman olamayan hiç bir din mensubu Allah kastında makbul görülmemiştir kurtuluşa ermemiştir.

Doğrularım Allah'a yanlışlarım ise bana aittir.
19-3-2019
ALİ RIZA BORAZAN
ANAMUR MERSİN.

18 Mart 2019 Pazartesi

KUR’AN’A GÖRE MÜSLÜMAN OLANLARDAN BAŞKA CENNETE GİRECEK KİŞİ YOKTUR.




Rahman Rahim Olan Allah’ın adıyla!

Önce şunu anlamamız gerekir. Allah hiç Hristiyan sabi olun demiş mi? Zaten Yahudi’yim Hristiyan'ın demek Allah'ın gönderdiği bütün dinlere muhalefet etmek demektir. Hristiyan olanlar içerisinde eğer doğru yolda olanlar varsa onlar zaten Müslüman olanlardır Bakınız Hristiyan olup da onların ateş içerisinde olacağını Kur'an şöyle izah eder..
4/159. Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır..
Dikkat ederseniz ayette önemli bir konuya da dikkat çekmektedir. Yani bir insan ölüm anında Ahiret hayatında gidecek olduğu yeri bilmekte ve ona gösterilmektedir. İstersen bununla ilgili bir ayet daha vereyim.
10/90. Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): 'İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım' dedi.
Düşüne biliyor musun?Allah katında kabul görülecek olan söz ben Müslümanım demektir. Kur'an'a göre araştır. Müslüman olmayan hiç kimse cennete gidemeyecektir. Müslüman olmak da İnanç ve yaşamını vahye göre düzenleyen insan demektir.
6/162. De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.'
Dilersen bunları doğrulayan bir ayet daha vereyim.
7/157. Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Siz zannediyorsunuz ki Bu günkü insanların milattan sonra kendi elleri ile uydurup uydurup yazmış oldukları Tevrata ve incili Allah'ın orijinal ve Tevrat ve incili olarak var saymak tasınız.
Oysa ayette "Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; "
Bana söyler misiniz?   Bu gün, bu iki kitapta Tevrat ve incilde, son nebinin geleceğine iman eden bir tek Yahudi veya Hristiyan var mıdır? Veya elinizde bulunan Tevrat ve incilin hangi sayfasında bunlar yazılmaktadır. Asla bulamazsın.
Konumuz olan ayeti tekrar yazarak uzun bir anlatımdan sonra kaleme aldığım makalenin özetini ötelemeye çalışayım.
2/62. Şüphesiz, iman edenler(le) yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Hatta benzeri olan bir ayet daha vereyim.
5/68. De ki: 'Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz.' Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.
5/69. Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler ve hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Demek ki kitap ehli olanlar, Allah'tan gelen hükümleri ayaklar altına almışlar ve Allah da onları eleştirmektedir.
Özet olarak Ayette şu mesaj verilmektedir. Bu tabi ki otuz sekiz yıllık Kur'an çalışmamın sonucunda edindiğim kanaattir.
1-İman edenlerle, Kelimesi ayette bütün iman edenleri bir anlayış olarak verse de, asıl o kelimenin anlatmak istediği anlam ayet içerisinde ümmi olanlardan İman edenleri kastetmektedir.
2- Yahudilerden; ifadesi; nebi ve resulün hicret ederek Medeni'ye geldiğinde Çoğunluk olarak Yahudi ve Hristiyan olanlar bulunmaktaydı. İşte onun için her iki din mensubunu ayrı ayrı dile getirerek onlardan iman edeleri kastetmektedir.
3-Sabiiler, Daha önce Müslüman olmayıp da değişik dini inançtı olanları kastetmektedir. Yıldıza tapanlar güneşe tapanlar. ateşe tapanlar ve sair dinde olanlardır.
Kur'an içerisinde geçen bütün ayetler de Müslüman olanların durumunu ortaya koyarken ayette şart koşulan gerekleri yerine getirme koşulu ile kurtuluşta olacağı anlatılmaktadır.
"Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Hatta benzeri olan bir ayet daha vereyim."
İşte övgü ile Allah'ın bahsettiği kelime Müslüman kelimesidir.
41/33. Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: 'Gerçekten ben müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kimdir?
İşte Kur'an bütünlüğünde geçen ve Allah'ın övgü ile bahsettiği kelime Müslüman kelimesidir Müslüman olamayan hiç bir din mensubu Allah kastında makbul görülmemiştir kurtuluşa ermemiştir.
Doğrularım Allah'a yanlışlarım ise bana aittir.


16 Mart 2019 Cumartesi

CUMARTESİ YASAĞI NE DEMEKTİR?




7/163 Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.

Ayette cumartesi yasağına uyup uymama konusunda iki şık ortaya konulmaktadır.

1-Cumartesi yasağına uyduklarında balıkların kıyıya gelmeleri. Şimdi bu ifade ile ne anlatılmak istenmektedir. Balık kelimesi Kur'an'da verilen nimetlerin bütünü kastedilmektedir. bir ayet örneği ile bunu açıklamaya çalışalım.

37/139. Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi.

37/140. Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

37/141. Böylece kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu.

37/142. Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.

37/143. Eğer (Allah'ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı,

37/144. Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.

Tefsirlerde yanıldıkları nokta Burada geçen balık kelimesine gerçek anlamında anlaşılan balık kelimesi yüklemeleri idi. Oysa gerçek anlamında balık yutmuş olsaydı onu balık yuttuktan sonra evren yasası veya kuralı gereği ölmemiş olması mümkün değildi.

Ayetlerde geçen balık kelimesi zenginliğin şatafatlı yaşanan bir hayatta Allah'ı unutması dünyaya dalması anlamında kullanılmıştır.

Dikkat edilirse Allah’tan gönderilmiş olan resullere genelde hep önde gelen nimetlerle şımarmış insanlar karşı çıkıp güçleri yeterse onları yerlerinden yurtlarından sürüp öldürmüşlerdir.


Öyleyse Cumartesi yasağına uyduklarında balıkların kıyıyagelmesi, Allah’ın koyduğu vahiy ve evren yasalarına uyduklarında nimetler onlara bol bol gelmekte anlamını taşımaktadır,

2- Cumartesi yasağına uymadıklarında balıklar gelmiyordu.

Kur'an’a göre Balıklar birer melektir onlarla nasıl iletişim kurarsan sana secdesini öyle yerine getirirler. Onlar senin ibadet yasağına uyup uymadığını bilmezler ve onu dinlemezler onlarda akıl ve irade yoktur. Eğer burada balık kelimesi gerçek anlamında anlatılan balık olmuş olsaydı Balık senin ibadet yasağına uyup uymadığını nereden bilecekti? Bir ayet örneği ile bunu izah etmeye çalışayım.

25/24-Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.

Sonuç olarak, diyebiliriz ki, Kur'an cumartesi yasağı kelimesini Dünya hayatında ister evren yasalarına veya kurallarına uyduğun zaman nimetler dünya bol bol gelmekte vahiy yasalarına uyduğun zaman da ahiret hayatında nimetler bol bol gelmektedir. Bir ayet örneği daha verelim.

2/249. Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: 'Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariçonu tadmazsa bendendir. Küçük bir bölümü hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): 'Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok' dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: 'Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.'
Burada ırmak gerçek anlamında değil mecaz olarak kullanılmıştır. Anlatılmak istenen dünya hayatında nimetler helal ve haram olanlar diye ayrılmaktadır. Şiddetli bir açlık kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya geldiğinizde saldırmamak haddi aşmamak koşullu ile haram olanlardan yiyebilirsiniz mesajı verilmektedir. Mesajı verilmektedir.

5/3. Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve faloklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir; artık onlardan korkmayın benden korkun. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin(bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

"Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin(bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir."
Selam ve dua ile!
ALİ RIZA BORAZAN
ANAMUR MERSİN