Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
Kadir suresi, nüzul sırasına göre yirmi beş kuran sıralamasına göre de,doksan yedinci ayet olup, beş ayettir. Mekke’de nazil olmuştur.
Kuran’daki surelerin başında tevbe suresi hariç” Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla” İfadesi geçmektedir. Daha önce besmelenin anlamı konusunda az da olsa durmuştum. Ama ara sıra sureleri tefsir ederken anlam ve önemini vurgulamak için yineleyerek anlatmak istiyorum.
Besmele ile başlamak demek hayatın her alanında, attığın her adımı, konuştuğun her sözü, insanlarla iletişimini, Allah’ın Rabliği adına hayatı anlamlaştırmak demektir. Bir başka ifadeyle, Allah’ın nebiler aracılığı ile gönderdiği vahiyler çerçevesinde hayatın düzenlenmesi demektir.
Rahman: Allah’ın Dünya hayatında İnsanların mezhebine inkârına imanına din ve yaşam biçimlerine bakmaksızın onlar arasında ayırım yapmadan dünyada rızkını ve çabasının karşılığını veren anlamındadır. Hud suresinde İnkâr eden ve zulmedenler için şöyle söylenmektedir.
11/15- Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmazlar.
11/16- İşte bunların, ahrette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların onda (dünyada) bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur.
İslam toplumlarında yanlış anlaşılan ve yanlış algılanan konulardan en önemli olanlardan birisi de, Allah iman edenlere dünya hayatında yardım eder anlayışıdır. Asla bu anlayış doğru değildir. Evet, Allah iman edenlere yardım eder ama bu yardım Koyduğu kurallara uyarsan sen yanlış gidişatını değiştirir Allah’ın iman edenlere yardımı, doğruya yönelen ve doğru yolda giden insanlara gidilen yoldaki yolların açılışıdır. bir başka ifadeyle Doğru yola gitme eğilimi ve doğru yolda gidebilecek malzemeleri senin için seferber etmesidir. Eğer Allah sana aklı takvayı vermemiş olsaydı doğru yolda yürüyemezdin. işte Allahın yardımı budur.
Bu söylem ve anlayış eğer, doğru olmamış olsaydı, Rabbani yolda gidenler hiçbir zaman dünya hayatında sıkıntı ve darlık çekmezlerdi. Ama ne zaman dünya hayatında yöneldikleri işlerde gereği gibi çaba göstermezlerse o zaman küfrün karşısında yenik düşmektedirler.
2/ 214-Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki müminlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.
Rahim; Allah’ın iman eden ve Salih amel işleyenlere ahret âleminde merhamet eden Allah anlamındadır.
11/ 110- Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş olacaktı. Gerçekten onlar, bundan (Kuran’dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.
11/111- Şüphesiz Rabbin, onlardan tümüne yapıp ettiklerini(n karşılığını) onlara tastamam ödeyecektir. Çünkü O, yapıp-ettiklerinden haberdar olandır.
11/112- Seninle birlikte tövbe edenlerle birlikte emir olunduğun gibi dosdoğru davran. Ve azıtmayın. Çünkü O, yaptıklarınızı görendir.
11/113- Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz.
Dünya hayatı iman eden ve Salih amel işleyenlerle, İnkâr eden ve zulmedenlerin düello salonudur. Kim dünyada gerekli gayreti gösterirse o dünya hayatında kuvvet yönünden üstün olandır. Allah iman etti diye devesini sağlam kazığa bağlamayanın devesinin bekçisi değildir. Yağmur yağmadığı zaman çözüm üretmeyen İslam toplumlarının arözörü de değildir.
48/ 29- Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur: İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vaat etmiştir.
Sonuç olarak besmelenin manası inananlar içindir. İman eden ve Salih amel işleyen insanlar dünya hayatında Allah’ın tanımladığı şekilde yasak ağacı yemeden yaşamak, hayatını, temiz ve helal olanlardan yiyip içmesidir. Bir başka ifadeyle adam gibi, vahyin ve evren yasalarının usulüne uygun bir şekilde hayatı anlamlaştırmaktır.
***
97/1- Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.
Kuran’ın sadece bir gecede Mushaf halinde indirilmediği bir gerçektir. Kuran’daki vahiyler, tarihi rivayetlere göre peygamberimizin peygamber oluşuyla beraber inmeye başlamış. Yirmi üç yıllık bir zaman dilimine yayılarak peygamberimizin ölümüne kadar vahiyler zamana şartlara problemlere göre inmeye devam etmiştir.
“.Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.” Bu ayet neyi ifade ediyor? Bunu doğru bir şekilde Allah’ın Murat ettiğini anlayabilmek için Kuran’da geçen bununla ilgili diğer ayetlerden Haberdar olmak gerekir.
Ayette geçen kadir ve gece kelimesinin ne anlamda kullanıldığını Kuran’ın diğer ayetlerinden Örnekler vererek açıklamaya çalışalım. Kadir kelimesi kadir suresinin dışında bir tek Yasin suresinde geçmektedir. O geçen kelimenin ne anlama gediğini bir önceki ve bir sonraki ayetleri de alarak düşünmeye çalışalım.
36/80- Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
36/81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
36/82- Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.
“Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi?
Konu içerisinde işlenen kadir kelimesi Güç kuvvet yaratan indiren çıkaran var eden dildiğini dilediği gibi yapan anlamlarına gelmektedir.
İkinci konu içerisinde anlaşılması gereken kelimelerden biri si de, Gece kelimesidir. Gece kelimesi kuranda iki anlama gelmektedir. Birinci anlamı güneşin batışıyla kararan güneşten ışık almayan dünyanın yüzüdür.
Dünya bilindiği gibi elips şeklindedir. Yirmi üç buçuk derece eğik olması ve yuvarlak olarak hem kendi etrafında dönmesi hem de güneş etrafında dönmesiyle gece gündüz ve mevsimler meydana gelmektedir. İşte dünyanın kendi miğferi etrafında dönmesiyle güneşe bakan yönünün Güneşten ışık alması nedeniyle aydınlık gündüz, güneşe bakmayan yönünün de güneşten ışık almayınca karanlık olmaktadır. Buna kuran gece ve gündüz kelimesi kullanarak izah etmektedir. Kuran içerisindeki ayetler içerisinde doksan beş yerde gece kelimesi geçmektedir.
Gece kelimesinin ikinci anlamı ise, cehalet karanlığı ve gizlilik anlamına gelmektedir. Biz konu içerisinde hangi anlama geldiğini ancak kelimenin konuşlandığı ile anlayabilmekteyiz. Ayet eğer müteşabih ise ayet içerisinde konuda geçiş şekline göre birkaç anlama gelebilmektedir. Eğer muhkem ise veya gerçek anlamda ise tek bir anlama gelmektedir. Bu sebeple muhkem ayetlerin anlaşılması konusunda fazla bir ihtilaf olmamıştır. Müteşabih ayetlerdeki anlam farklılığı o konuda uzmanlaşmış insanların ayetlere Yükledikleri anlam kuranın bütünlüğünde o anlayışı kavrayamadıklarından anlam farklılığı ortaya çıkmaktadır. Oysa Her kelimenin konu ve ayet içerisinde işaret ettiği mana bir tanedir. Eğer farklı manalar çıkarılmışsa kastedilen mananın dışında çıkarılan manalar yanlış olacaktır.
Şimdi Bu açkılamalar çerçevesinde gece kelimesin geçtiği ayetlerden örnekler vererek o ayetler içerisinde gece kelimelerinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım.
3/ 190- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.
13/ 3- Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
20/ 130- Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tespihte bulun ki hoşnut olabilesin.
Bu verdiğimiz ayet örnekleri, gece kelimesinin gerçek anlamında kullanıldığını dünyanın güneşten ışık alamayarak ortaya çıkan karanlık bölümü olduğu anlaşılmaktadır. .
Ayetler içerisinde kullanılan ikinci anlamda gece ise gizli, cehalet anlamında kullanılan gecedir. Şimdi Kuran’dan bu anlamda kullanılan gece kelimesi geçen ayetlerden örnekler vermeye çalışalım.
Kadir suresinde gece geçen üç tane ayetin üçü de cehalet karanlığı anlamında cehalet anlamında kullanılan gecedir. Başka sure ve ayetlerde gizlilik ve cehalet anlamında kullanılan ayetlerden örnekler verelim.
97/1- Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.
112/3- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
19/10- Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır."
Bu ayetlerde geçen gece kelimesi gizillilik ve cehalet karanlığı anlamındadır.”
Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.”
Bu ayette ifade edilen gece gerçek anlamında olmuş olsaydı, Kuran’ın bir gecede inmediği yirmi üç yıllık bir süreç içerisinde indiği gerçeği ile tezat teşkil ederdi. Ama kuran insanların puta taptığı kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüğü, insanlara zulmedildiği, fakir ve ihtiyaç sahiplerinin köleleştirdiği, bir toplumda onların yapmış olduğu her yanlışı ortadan kaldırarak vahiyle aydınlatan bilmeyen toplumu bilgilendiren bir cehalet gecesinden bir cehalet karanlığından söz edilmektedir. Bir başka ifadeyle Yerleri ve gökleri yaratan Allah’ın her şeyi dilediği gibi evirip çeviren, dilediğini dilediği gibi yaratmaya kadir olma sıfatıyla cehalet içerisinde yüzen bir toplumun insanlar içerisinde seçmiş olduğu nebi ve resullerle, bilgilendirilmesi aydınlatılması anlamındadır.
O zaman, Kadir gecesi; Her şeye kadir olan Allah insanların doğru ile yanlışın hak ile batılın iyi ile kötünün, ne olduğunu bilemedikleri bir dönemde, hem çağdaşlarına hem de gelecek olan çağlarda yirmi üç yıllık bir cehalet karanlığında her bir yanlışın doğrusuyla düzeltilerek bilgilendirilmesi ve aydınlatılması demektir.
Peygamber ve ona tabi olanların hayat hikâyesini, böyle üç beş ayetle özetleyerek Anlatmıştır.
Ramazanın yirmi ile otuzu arasında olan bir geceyi insanların bağışlanacağı günahlardan temizleneceği bir gece olarak algılanıp sabahlara kadar uyumayarak zikir ve tespih çekmeleri o geceyi kuran indi diye kutsamaları adetlerden örflerden gelmektedir. Kadir gecesi İnsanların Allah’ın dışında rab ilah olarak kabul ettikleri bütün ideolojilerden putçuluktan, insanlara bel büküp eğilmekten kurtularak sadece ve sadece nebilerin getirmiş olduğu vahiyler ölçüsünde hayatı yerleri ve gökleri yaratan rabbin terbiyesi ile hayatta yaşamayı, anlamlaştırmaktır.
Yani kadir gecesi bir gece değil insanların denenmeye tabi tutulduğu bütün zaman dilimleri içerisinde vahyin aydınlığında hayatta yürümek demektir. sadece ve sadece yerleri ve gökleri yaratan Allah’a teslim olarak onun rabliğinin gölgesinde hayata anlam vermektir. Bir başka ifadeyle vahyin penceresinden hayata bakmaktır. Bir başka ifadeyle Evlere kapılardan girmektir. Bir başka ifadeyle Çalıyı tepesinden değil uygun olan yerinden sürümektir. Bir başka ifadeyle her şeyi usulüne uygun olarak adam gibi yapmaktır.
97/2- Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
Kadir gecesinin ne olduğunu konu içerisinde hangi anlama geldiğini aşağıda geçen ayetler açıklamaktadır.
97/3- Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
Evet, Allah’ın Ortalama bir insan ömrünün vahiylere endekslenen hayatı, vahye bağlı olamayan cehalet içerisinde geçen bir hayattan daha hayırlıdır.
Bu gün geleneksel olarak Yılın diğer bütün gündüzlerini ve gecelerini, içkiyle fuhuşla kumarla zulüm ile geçirseler bile Ramazanın yirmi yedinci gecesini olan kadiri yakalayabilirse yeniden doğmuş gibi günahlarından arınılacağına inanılmıştır. Aklını kullanan, vahiyle hayatını bütünleştiren insanlar için bu olacak şey değildir. Bu anlayış ancak belgeye dayanmayan ve aklını kullanmayanların ortaya attıkları zan ve tahminden öteye geçemez.
Kadir gecesini kutlamaya bir gün kala ölenler böyle bir imkândan kampanyadan yaralanıp ölmüşlerse Ebedi bir cennete girmiş oluyorlar. Kampanyadan bir gün sonra ölenler ise bu kampanyadan yaralanamadıkları için de ebedi bir cehenneme girmektedirler. Bu anlayış Allah’ın Adalet sıfatıyla hiçbir zaman uyum sağlamaz. Allah insanlara eşit uzaklıktadır. İnsanların Allah’ın emirlerine duyarlı oluş ve çabası derecesinde Allah’a yakındırlar. Ve dercelerle üstündürler. Allah hiç kimseye zulmetmez hiç kimseye de çabasının karşılığı dışında iltimas da etmez. Allah ahret âleminde herkese nasıl bir tutum ve davranış içerisindeyse karşılığını eksiltmeden verecektir.
11/15- Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmazlar.
11/111- Şüphesiz Rabbin, onlardan tümüne yapıp ettiklerini(n karşılığını) onlara tastamam ödeyecektir. Çünkü O, yapıp-ettiklerinden haberdar olandır.
97/4- Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
Melekler kelimesi üzerinde daha önce tefsir ettiğim sureler içerisinde geniş geniş anlatmaya çalışmıştım. Şimdi Ruh kelimesi üzerinde Kuran’ın anlatmak istediği manayı yakalayabilirsek sure ve ayette kastedilen manayı daha iyi anlayabileceğimiz kanaatindeyim. Ruh kelimesini tanımlarken can ve ruhul-kudüs kelimelerinin de açıklanması ve ruh ile onlar arasında ne gibi bir bağlılık ve farklılıklar olduğunun bilinmesi gerekir.
****
KURAN’DA GEÇEN RUH CAN VE RUHUL-KUDÜS KELİMELERİNİN TANIMLANMASI
Kuranda kullanılan, hiçbir kelime hiçbir kelimenin yerine kullanılmamıştır. Her kelime kuran içerisinde Mutlaka farklı bir yer işkâl etmiştir. Dünya üzerinde yedi milyar insan varsa bu yedi milyar insanın parmak uçları hiç biri hiç birine benzemez. Bir Ağaç üzerinde milyonlarca yaprak olsa da bunların hiç biri diğer yaprakla aynı değildir. Allah Böyle Muazzam bir kâinat yaratmış ve muazzam bir kitap göndermiştir.
İşte Kuran’daki bir ayetin veya bir konun düzgün anlaşılabilmesi için o ayet ve konuda geçen kelimelerin önce ne anlama geldiği kuran içerisinde aranarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bir de Kuran dışından Kuran’da geçen bir kelime hakkında yapılan tanımlar, Kuran’da geçen kelimenin, tam anlamını veremediğinden Kuran’da geçen diğer kelimelerin tanımlarıyla çatışmakta böylece, ayetlerin ve konuların yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır. Şimdi Kuran’da geçen konumuzun ana başlığını oluşturan ruh ve can kelimelerini ayrı ayrı Kuran’da arayarak düzgün tespit edebilirsek, içerisinde bu kelimeler geçen ayet ve konuların doğru anlaşılmasına katkıda bulunacağını ümit ediyorum.
RUH
42/52- Böylece sana emrimizden bir ruh vahy ettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.
Burada geçen ruh son peygambere gelen kuran için kullanılmıştır.
4/ 171- Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu (OL kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa o’nundur. Vekil olarak Allah yeter.
Şimdi bu ayette Geçen ruh ile ilgili cümleyi alalım.” . Onu (Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Burada ruh kelimesi Hazreti isa peygamber için kullanılmıştır. O insanlara konuştuğu ve anlattıkları vahiydir. Bu sebeple Allahın bir kelimesini oluşturmaktadır.
15/29- "Ona bir biçim verdiğimde ve ona Ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın
Burada Kullanılan ruh; “ona Ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.”
Burada insan olmanın özelliklerini ortaya çıkaran bir ruh oluyor. Bir başka deyişle Allah’ın kendi ruhundan üflediği, ruh insanda kullanılıyor. Bu insana üflenen ruh ile peygamberlere gelen ruhtan farklıdır. İnsanlarda bu ruh hem rahim sıfatı ile hem da cebbar sıfatı ile insan hayat buluyor. Bir başka deyişle insan her iki yöne de gidebilme özelliğiyle her iki yönde de hayat bulabiliyor.
16/ 2- Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka İlah yoktur, şu halde Benden korkup-sakının, diye uyarın."
Bu Ayette de Allah’ın kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediklerine “Benden başka İlah yoktur,” Burada dilediklerine derken yol seçme özgürlüğü olan insanlara vahyin yolunu tercih edenler, feraset penceresini açanlar anlamında kullanılmıştır. Yoksa Allah kimseye zulmetmez. İnsan fıtratından gelen o rabbim sensin sözü ile kucaklaşan bir anlayışı yaşamına götüren anlamında olan ruhtur.
17/ 85- Sana ruhtan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."
Burada Tanımlanan ruh, diğer kuranda tanımladıklarının dışında olan bir ruhtur ki, “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Allah hakkında olan bilgidir. Bunu başka ayetlerle açıklamamız gerekiyor.
91/1- Güneş'e ve onun parıltısına andolsun,
2- Onu izlediği zaman Ay'a,
3- Onu (Güneş) parıldattığı zaman gündüze,
4- Onu sarıp-örttüğü zaman geceye,
5- Göğe ve onu bina edene,
6- Yere ve onu yayıp döşeyene,
7- Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
8- Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
9- Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
10- Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğra
Kâinatı yaratıp arşa istiva eden ve kâinatta olup biten her şey onun kontrolü altın da olan ruhtur. Diğerlerine akseden ruh hep bu ruhun tezahürü ile olmaktadır.
19/ 7- Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.
Düzgün bir beşer kılığında görülen elçi olan bir beşer ” Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. Bu da diğer ayetlerin açıklamasına ihtiyacı var. Düzgün beşer olanlar hep kuranda peygamberler için kullanılmıştır.
18/110- De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin İlahınızın tek bir İlah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."
Düzeltilmiş olan beşerler peygamberlerdir. Her peygamber kendilerinden önceki gelen peygamberleri doğrular ve tasdik ederler ve kendilerinden sonra gelecek olan peygamberleri de müjdelerler. Bu Bile Kuranın bir insan uydurması olamadığına yeter ve artar bile.
21/ 91- Irzını koruyan (Meryem); Biz ona Kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. Buradaki ruh nahl suresi ikinci ayetteki anlatılan anlamında olan bir ruhtur.
32/ 9- Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Yine insana üfürülen ruhun insan üzerinde ne gibi bir etki gösterdiğini anlatan bir ruhtur. “Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?”
38/ 72- "Onu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın."
Burada secde edecek konuma gelen bir halife anlamında bir insandan söz ediliyor.
40/ 15- Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi (Allah), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp-korkutmak için, Kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.
58/ 22- Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Burada tanımlanan ve kendinden bir ruh ile desteklenen kuranda örneği verilen muhacirler ve ensar’dan söz etmektedir. Bu tip Müslüman’lar bir birlerine kenetlenmiş o Allahın tanımladığı bir topluluğu oluşturmuşlardır Allah bunlardan razı olmuştur.
66/ 12- İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.
70/ 4- Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.
78/ 38- Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.
97/ 4- Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
Kuranda tanımlanan Ruhu Bu ayetleri anladıktan sonra şöyle izah edebiliriz.
RUH: Allah’ın Kendisine ait sıfatların kâinata yansıması ve onlarda tecelli etmesidir. Ve böylece gönderilen ruh ile onların hayat bulmalarıdır.
O zaman Kuranda Allahın ruhundan üfleyip de şekillenen varlıkları tanımlamaya çalışalım.
1- Allah peygamberlere gönderdiği vahiylere ruh demiş. Ve bu vahiylerle cehaletten kurtularak, vahye tabi olanların aydınlanması anlamında olan ruhtur.
2- Peygamberlerde olan ruh Bulunmuş olduğu kendi toplumlarında gönderilen vahiylerle bütünleşip toplumda örnek bir yaşam sergilemesi nedeni ile ruh anlamında kullanılmıştır.
3- Ruh İnsanda şekillenmiş insana hayat vermiş ruh olmuş.
4- Ruh Hazreti Meryem’de onu toplumla arasını ayırarak, Allahın vahiylerine gebe bir peygamber oluşmasına neden olmuş.
5- Ruh Evrene yansımış Evrende muazzam bir düzen intizam sağlamıştır.
KUTSAL RUH (Ruhul-kudüs)
2/ 87- Andolsun, Biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?
2/ 253- İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O�u Ruhu'l-Kudüs'le destekledik. Şayet Allah dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet)ler, birbirlerini öldürmezdi. Ancak ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.
16/ 102- De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir."
5/ 110- Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap’ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğulları’na apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkara sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğulları’nı senden geri püskürtmüştüm."
26/ 193- Onu Ruhu'l-emin indirdi.
Ruh: Allah’a has bir olgunun yaratıklara üflemesi veya vermesi ile onlardaki hayat biçimlerinde fiilen görülen emarelerdir.
Ruhu-l-Kudüs: Gönderilen peygamberler için kullanılmıştır. Peygamberler vahiylerin güdümünde Allah’ın Gösterdiği yolda yürüyen yanıldığı zaman düzeltilen, insanlarla kendisi arasında insanlara örnek bir modeldir.
CAN
Kuran’da geçen can kelimesi, Ruh kelimesinden nüans farkı ile ayrılmaktadır. Can ile Ruhu biri birinden ayıran temel özellik, Can her canlının dünya yaşamında ayakta kalmasının temel şartıdır. Ruh ise; canlıların eya cansızların kendi görevleri içerisinde görevlerine uygun bir hayat sergilemesidir.
Bir İnsandan hem peygamber, hem de bir şeytan olabilmektedir. Peygamberi peygamber yapan ondaki sadece canlılık olan olgu değil, onun tolumla olan iletişiminin Allah’ın tanımladığı şekilde şekillenmesidir. Ama diğer insanlarda bu böyle değildir. Onlar takva yolunda gidebildikleri gibi fısk ve fücur yolunda da gidebilmektedirler. Onların düzelticisi kuran veya toplumlar peygamberlerdir.
2/ 2- Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."
2/ 155- Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele
2/ 164- Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
3/ 54- Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
3/ 186- Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.
42/ 29- Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir.
4/ 95- Müminlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.
5/ 45- Biz onda, onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.
6/ 38- Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.
6/ 93- Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen.
9/ 55- Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azaplandırmak ve canlarının inkar içindeyken zorlukla çıkmasını ister.
15/ 27- Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık.
55/ 15- Cann'ı da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı.
Can, Ruh, Kutsal Ruh, Kelimelerini, Aktardığımız Ayetler ışığında tanımlayacak olursak,
CAN: Allah’ın Evrende yarattıkları, evrenin yasalarında olan kanunlarla bütünleşen, doğar, büyür ve ölür, yasalarıyla örtüşen varlıklarda onların bir süreç içerisinde eceline kadar diri tutan enerjidir. ve dumansız ateşten yaratılan bir varlıktır.
RUH-ÜL KUDÜS: İnsanlar içerisinde Kendisini nefsin azgın tutkularından arındırarak Allah’a ulaşmak için çaba sarf edenlerin Allah’tan peygamberler için vahiyle diğer insanlardan peygamberlere tabi olanları, doğru bir yolda yürümelerinin Allah tarafından desteklenmesi ve onaylanmasıdır.
RUH: Her canlıda veya cansız varlıklarda, Allah’ın kendi özelliklerinden Yaratıklar üzerinde yansımasıdır. Bir tecellisidir. İnsan olanlarda Allahın tezahürü, Onların kendi özgür iradeleriyle gittikleri veya gitmek istedikleri yönde yollarının açılmasıdır.
Peygamberlerde, Olan ruh Peygamberlerin Allahın istediği şekilde yaşamasının tecellisidir.
****
97/5- Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.
İnsanların aydınlanmaya bilgilenmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde, Yağmura susamış toprağın yağmurun inmesiyle hasretinin giderilmesi gibi, vahyin inişiyle beraber insanlar aradıklarını bularak onları ölü halden diriltilerek hayat bulmasıdır.
Sonuç Olarak kadir suresindeki anlatılmak istenen temel mesaj, Yerleri ve gökleri yaratan Allah tarafından insanların kendi içlerinden nebi ve resul seçtiği elçi aracılığı ile cehaletin vahyi bilgilerle aydınlatılarak Hakla batılın, doğru ile yanlışın, ne olduğunu Allah’ın bir proje olarak insanların önüne konulmasıdır.
Bu ilahi mesaj yirmi üç yıllık bir süreç içerisinde Allah’tan bir ruh olan verilen emirlerin yerine getirilmesi konusunda eğitilen ve pratik hayata dönüştürülerek onu izleyenlerle doğru bir yaşam sergilenerek insanlara hem kendi çağdaşlarına hem de kendisinden sonra gelecek çağlara örnek bir toplumun örnek bir hayatın sergilenmesidir.
2/143- Böylece Biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'be'yi) kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırt etmek içindir. Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.
İşte bin aydan hayırlı olan insanlardan yaratılışlarında verdikleri sözü yaşadıkları hayatla bütünleştirmek isteyenlerle peygaberin ve meleklerin şahitlik ve desteğinin birleşmesiyle o insanlara şifa olan insanları karanlıklardan kurtaran bir kuran gibi bir kitabın profili çizilmiştir.
Hayatını o dönemde ve ondan sonraki dönemlerde vahiyle sürdürmek isteyenler için hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. Hayatını vahiysiz bir yaşamla sürdürenlerden, hayatını vahiyle sürdürenler daha kazançlı dünya da da ahrette de sonuç bakımından daha hayırlı olduğunu bildirmektedir.
Doğrular Allah’a yanlışlar ise bana aittir.
****
Http//kuranianlamametodu.blogspot.com
alirizaborazan@hotmail.com


0 yorum:
Yorum Gönder